Sevgili bonbonlarım, film festivali sonrasında Cannes'a gidip bi ortamı koklayayım dedim ve geçtiğimiz hafta sadece sizler için 1 hafta tüm sokak aralarını turladım. İzlenimlerimi ve haftanın öne çıkanlarını ilerleyen günlerde sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.
İlk olarak size dünyanın en pahalı bir pazarını tanıtmak istiyorum. Marinanın tam karşısında cumartesi ve pazar günleri açık olan bu bit pazarında tüm markaların çanta ve gözlüklerine ve diğer ıvır kıvırlara rastlamanız mümkün. Diğer ıvır kıvır kısmını hızlı geçeyim, seveni vardır diye iki üç fotoğrafla özetliyorum. Çatal bıçak, kristal ve gümüş takımlar. Yani ev kızları için bir kaç ideal bir çeyiz ortamı.
Evle ilgisi olmayan, başına buyruk serseri çörekotlarım ise böyle buyursun da vintage çantalara bakalım ne dersiniz? Alttaki Christian Dior çantanın hastası olup, onu almak isteyenler önce bir soluklansın. Çünkü bu masum görünümlü çantaya 750 euro bayılmadan, kolunuza takamazsınız.
Aşağıdaki Hermes çanta ilk günkü gibi güzel, genç, tazecik. Kimbilir hayatına kaç kadın girmiş belli değil. Ama çekiciğilinden hiçbirşey kaybetmemiş, el değmemiş bir narin çiçek adeta.
Ya aşağıdaki güzeller güzeli Chanel'e ne demeli. Coco bu çantayı mı kullandı yoksa?
Aşağıdaki Dior çanta bana Catherine Deneuve'ü hatırlattı. 40'larında güzeldi, 50'lerinde daha da güzelleşti. Bu en eski ve en pahalı modellerimizden biri 1250 euro. Neden diye sorduğumda satıcıya, hiç bozulmadı dedi. Tıpkı Catherine gibi...
Celine daha henüz üstüne gül koklanmamış bir çiçek, daha sonradan üzerine bir çentik atılacak ve Céline olacak. Ama sen evlenmeden de okulun en güzeliydin be Selin.
Çantaların atası, dünyadaki ilk çanta, bir usta var sırada. O bu pazarın en pahalısı. 1750 euro. Asil, narin, soylu, kibirli ve güzel. Louis...
İşte yıllar önce kaybettiğim, Fransa'nın güney sahillerinde yeniden bulduğum büyük, ilk ve son aşkım. Hiç değişmemişsin, şarap gibi yıllamış, lezzetlenmişsin. Yıllar senden yana davranmış, ışıltın kaybolmamış. Sen de beni seviyorsan Türkiye'ye gel birlikte yaşayalım. Sana ev tutayım, araba alayım, kredi kartı vereyim, canım benim...
PS: Ballı çöreklerim, Maçka Düşesi sadece Cannes'a değil, Nice ve Monaco'yu da sizin için talan etti. Çok yakında...
Cannes: Dünyanın En Pahalı Bit Pazarı
birtakım saç aksesuarları
merhaba kötüler ve kötülüğün dostları,
farkında mısınız bilmiyorum: -güzel şeyler yaratan birkaç kişiyi tenzih ederek söylüyorum- kızlarımız arasında internet yaygınlaştığından beri, DIY bir terör şekli oldu ve bilgisayarlarımız aracılığıyla başta kornealarımız olmak üzere tüm algılarımıza işkence ediyor.
bir süredir, eline makası, kurdeleyi, uhu'yu kapanın yaptığı mıtteşem DIY proceemmm dedikleri hilkat garibesi şeylere çok sinirleniyorum.
şükürler olsun ki hepimiz tişörte kurdele dikebilecek, şortumuza düğme iliştirebilecek, efendime söyliyim şapkaya çengelli iğne takabilecek, kumaş boyasıyla adımızı karalayabilecek, ne bileyim, kemerimize ekstra delik açabilecek kapasiteye sahibiz...
yapmayın demiyorum; böyle deneysel varoş hobilerinizi lütfen evinizde yapınız, toplumla paylaşmayınız. ille deney yapacaksanız lütfen gidip bi laboratuvarda falan yapınız da bari vatana millete bir faydanız olsun.
tasarım denilen kavram, içi boşaltılmaya çok müsait bir nazenin çiçek adeta.
yanlış ellerde bir atom bombası hasarı yapabiliyor, sizlerden ricam, lütfen bu gücü dikkatli kullanın ve etrafınızdakileri de uyarın.
toplumsal mesajı verdikten sonra, konuya geçebilirim.
daha önce ancak royal ascot'ta, moda haftalarında falan rastladığımız gavurların fascinator dedikleri gösterişli kafa aksesuvarları bir süredir pek popüler.
geçtiğimiz ay evlenen william ve kate'in düğününde de iyisiyle kötüsüyle envai çeşidini görmüştük.
unutanlar ya da kaçıranlar için güzeller güzeli york prensesi beatrice'i huzurlarınıza çağırıyoruz...
bu şaka daha önce yapıldı biliyorum ama bana bu şapka büyük bir sadakatle bağlı olduğum flying spaghetti monster'ı hatırlatıyor.
neyyyyyse. sizleri britanya'daki fascinator seçeneklerinin daha buslesque, çizgi romansı, retro ve eğlenceli tarafıyla tanıştırmak için etsy'de şahane bir dükkanı olan janine basil'e havale ediyorum.
benim kraliçeden neyim eksik diyorsanız:
çizgi roman sevenler için:
pixel-art şakaları da var:
pin-up dünyaları:
ve daha neler...
"bunlar çok güzel ama bu kadar büyük bi şeyi kafama takarsam abimgil çok kızar, keşke accık küçülseydi" ya da "bu kadarı yetmeeez daha da büyük olmalı, işaret fişeği gibi olmalı" ya da "benim uğurlu renklerimde olsaydı keşkeeaaa" gibi dertlerinizin de dermanı var, üzülmeyin.
bunlar ve shipping gibi diğer tüm ayrıntılar için etsy'de janine basil tükanına uğrayın, benden selam söyleyin.
Janelle Monáe
Janelle Monáe'yi bilen bilir. Ona isterseniz dişi Michael Jackson deyin, isterseniz başka türlü bir diva, ben bugün sadece ne güzel giyindiğinden bahsedeceğim kuzucuklarım. Janelle küçükken dersine derste çalışmış, görsel sanatlar eğitimi almış. Salvador Dali, Frida ve Claude Monet gibi sanatçıları incelemek, resimle haşır neşir olmak işine yaramış olmalı ki allah zihin açıklığı vermiş de kendi stilini yaratabilmiş. Aferin.
Bütün kıyafeterini özel diktirmiş, hazıra dağ dayanmaz demiş yememiş içmemiş ve hot couture'den vazgeçmemiş.
Tek hazır kıyafeti yukarıdaki Ralph Lauren binici simokiniymiş. Vay be!
Tamamen uyduruyorum bu kısmı ama bence Janelle, Karl Lagerfeld, Grace Jones, Prince gibi ikonları gece başucuna yerleştirmiş, onları örnek almış. (Bundan sonrasını sallıyorum) Bence Janelle bu kıyafetleri birilerini akıl danışmadan giymiyordur. (Artık ipin ucunu kaçırdım, yalana geçiyorum) Bence Janelle biseksüel. Allah onu nasıl bildiyse öyle yapsın.
Siz bana bakmayın Janelle dünyada çoktan fenomen olmuş durumda. İnternetteki 'Janelle saçı nasıl yaplır?' 'dan tutun, ondan ilham almış sanatçıların çizimlerine bir sürü delil onun bi moda ikonu olduğunu kanıtlıyor.
Buradan Janelle'e sevgilerimizi yolluyor, en kısa sürede programımıza davet ediyoruz. En güzel günler, geceler ve kıyafetler sizlerin olsun.
The Heel Condoms
Ben kadının ekonomik olanını, memur eşi zihniyetlisini severim. Biz küçükken bol bol tasarruf filmleri çıkardı televizyonda. Hatırladığım kadarıyla; yırtılmış kumaşlardan peçete, kaçık çoraplardan lens, bulaşık eldivenlerinden oyuncak bebek, okunmayan kitaplardan gardrop, kullanılmayan minderlerden zengin koca falan yaparlardı. Günümüzde ise bu görevi Derya Baykal üstlenmiş durumda. Ben kendisini çok severim. En büyük ve tek ortak noktamız ise ikimizin de manyaklar gibi angry birds oynuyor olması hehe.İşte bu Condom Heel olayının da kendisinden ziyade mantalitesini sevdim. Geçir ayakkabının arkasına başka bir ayakkabın daha olsun, aynı zamanda topukların da korunsun. Valla şahane!Sandrysabel Ortiz daha 23 yaşında ama Amerika'da bu patlayan ayakkabı kılıflarının mucidi. Bu kılıfların faydalarını anlamayan şapşal Amerikalılara durumu şöyle açıklamış.Make simple shoes a conversation pieceMix and Match with outfitsGreat for travelEasy to wearProtect heels from damageReusableOne size fits all
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

































